Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi 12. Sınıf Ders Notları; Soğuk Savaş Dönemi

Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi 12. Sınıf Ders Notları; Soğuk Savaş Dönemi

12. sınıf Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi 3. Ünite Soğuk Savaş Dönemi Özet Ders Notları;

SOĞUK SAVAŞ NEDİR?

II. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD ve SSCB arasındaki sürekli gerginlik ve sınırlı çatışma biçimidir. Soğuk Savaş deyimi ilk kez 1947 yılında ABD’li Bernard Baruch tarafından kullanılmıştır. Bu dönem 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasına kadar devam eder.

II. Dünya Savaşı nedeniyle Avrupa’nın bir güç merkezi olarak dünya politikasında elinin zayıflamasıyla dünya ABD ve SSCB’nin çevresinde iki kutuplu bir nitelik kazandı. doğu ve batı bloğu olarak adlandırılan bu iki kutuplulukta ABD, Batı Bloğunun başını çekerken; SSCB ise Doğu Bloğunun liderliğini yapan ülke olmuştur.

Truman Doktrini ve Marshall Planı: II. Dünya Savaşı’ndan sonra Orta, Doğu ve Güneydoğu Avrupa’da SSCB’nin etkisinin oldukça artmasından rahatsız olan ABD, Avrupa’da SSCB ve komünizmin etkisini ortadan kaldırabilmek adına harekete geçti. ABD Truman Doktrini ile Türkiye ve Yunanistan’a 400 milyon dolarlık para yardımı yaparak, bu bölgelerin Sovyet tehdidine karşı korunmasını amaçladı. Ardından isteyen tüm devletlere ekonomik yardım paketini içeren Marshall Planı ile Batı Avrupa ülkeleri ABD nüfuzu altına girmeye başladı.

NATO: SSCB’nin yayılmacı politikası neticesinde ortaya çıkan tehditlere karşılık 4 Nisan 1949 yılında 12 Batılı ülkenin (İngiltere, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya, İzlanda, Danimarka, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, ABD, Kanada) bir araya gelmesiyle NATO (North Atlantik Treaty Organization) kuruldu. Böylece Sovyet yayılmasına karşı birlik oluşturulmuştur. İttifakın amacı; askeri savunma, siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda işbirliğidir. Türkiye NATO’ya 1952 yılında üye olmuştur. SSCB, NATO’ya karşılık 1955 yılında Varşova Paktı’nı kurmuştur.

Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET): Günümüzdeki Avrupa Birliği’nin temelini oluşturan Avrupa Ekonomik Topluluğu, Avrupa devletleri arasındaki düşmanlığı ve çatışmaları ortadan kaldırabilmek adına kurulmuştur.

Amaç Avrupa devletlerinin ekonomik potansiyellerini birleştirmek suretiyle bir Avrupa pazarı oluşturmak, SSCB’nin Batı’ya yayılmasının önüne geçmektir. Avrupa Ekonomik Topluluğu 1957 yılında Roma Antlaşması ile resmen kurulmuştur.

İSRAİL’in KURULUŞU ve BALFOUR DEKLARASYONU

Ortadoğu, II. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan iki kutuplu yapıdan kendini uzak tutmaya çalışmış ve tarafsız kalmayı tercih etmiştir. Doğu-batı bloğunun dışında kalmak ve bağımsızlıklarını korumak istemişlerdir. Ancak bağımsızlık sürecinde artan Batı düşmanlığı ve Sosyalistlerin verdiği desteklerle özellikle Mısır, Suriye ve Irak Doğu Bloğuna yaklaşmıştır.

İngiliz mandası altında bulunan Filistin’de ise bir Yahudi Devleti kurulmak isteniyordu. Bu düşüncenin kökeni 19. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Filistin topraklarında Yahudi Devleti kurulması yönünde ilk adım 1897 yılında İsviçre’de toplanan Basel Kongresinde atılmış ve bu kongrede Yahudilerin Filistin’de bir yurt edinmesi kararı alınmıştır.

İngiltere Dış İşleri Bakanı James Balfour da 1917 yılında Filistin’de Yahudi Devleti kurulmasını resmen kabul etmiştir. Balfour Deklarsyonu denilen bu olay, Yahudi Devleti kurulması sorununun dönüm noktasıdır. Zira bu tarihten itibaren Yahudiler, kitleler halinde Filistin’e göç etmeye başlamıştır.

1947 yılına gelindiğinde ise Filistin’de Arap ve İsrail arasında savaşlar başladı. İngiltere’nin Filistindeki manda yönetimini kaldırmasının hemen ardından 14 mayıs 1948’de ise İsrail Devleti kuruldu. Bu tarihten itibaren günümüze kadar devam edecek olan Arap-İsrail savaşları/ Filistin sorunu başlamıştır.

Eisenhower Doktrini: Ortadoğu’nun SSCB’nin kontrolüne girmesini engellemek, halkı ABD tarafına çekmek için Başkan Eisenhower tarafından yayınlanan bu doktrinin amacı Ortadoğu’ya askeri ve ekonomik yardım yapmaktır. Bu doktrinle Başkan Eisenhower , kongreden 3 yıl süreyle her yıl 200 milyon dolar harcama yetkisi istemiş ve bu istek kabul edilmiştir. Eisenhower doktrini ile ABD; İngiltere ve Fransa’nın Ortadoğu’da bıraktıkları boşluğu doldurmak üzere harekete geçmiştir ve bunun sonucunda ABD ve SSCB ilk kez Ortadoğu’da karşı karşıya gelmiş ve aynı zamanda Ortadoğu iki kutba ayrılmıştır.

KORE SAVAŞI: II. Dünya Savaşı’nın ardından yapılan antlaşmalara göre Japonya’yı Kore’den atma görevi ABD ve SSCB’nindi. Japonya’nın savaştan yenik ayrılması üzerine SSCB Kuzey Kore’ye yerleşirken, ABD ise Güney Kore’ye girdi ve 38. enlem sınır olarak belirlendi. Bir süre sonra da SSCB kuzey kore’de Kore Halk Cumhuriyeti’ni kurarken, ABD ise güneyde Güney Kore Cumhuriyeti’ni kurdu. SSCB’nin amacı ABD’yi Uzakdoğu’dan tamamen uzaklaştırmaktı. Bu amaç doğrultusunda SSCB’nin harekete geçmesiyle Kuzey Kore, Güney Kore’ye 25 Haziran 1950’de saldırdı. İki tarafın da birbirine üstünlük sağlayamadığı bu savaş 1953 yılında sona ermiş ve nihayet SSCB, ABD’yi Kore’den çıkaramayacağını anlamıştır.

SEATO’nun KURULUŞU (8 Eylül 1954): ABD Uzakdoğu’daki etkinliğini arttırmak adına, Uzakdoğu’da bağımsızlığını yeni kazanan Tayland, Laos, Kamboçya ve Güney Vietnam’a askeri yardımlarda bulundu. Bunun ardından bölgede daha etkin bir hale gelebilmek için kısa adı SEATO olan Güney Doğu Asya Anlaşma Teşkilatını kurdu. Teşkilata katılan ülkeler; ABD, İngiltere, Fansa, Yeni Zelanda, Avustralya, Filipinler, Tayland, Pakistan’dır. ABD, SEATO’nun kuruluşuyla SSCB ve ÇİN’i Batı Avrupa kıyılarından Pasifik’e kadar uzanan bir çember içine almıştır.

HİNDİSTAN ve PAKİSTAN’ın KURULUŞU: II. Dünya Savaşı, milliyetçiliğin dünya genelinde etkili bir biçimde yayılmasına ve sömürgeciliğin güç kaybetmesine yol açmıştır. Zira II. Dünya Savaşı’nda ağır tahribata uğrayan batılı devletler sömürgeleri altındaki milletlerin bağımsızlık mücadelelerine karşı koyacak eski güçte değillerdi.

1763 yılından beri bir İngiliz sömürgesi olan Hindistan da II. Dünya Savaşı sonra milliyetçilik hareketlerinin hız kazandığı bölgelerden biri olmuştur. 1917’de Hindistanlılar’ın “Yüce Ruh”u Mahatma Gandhi’nin bağımsız faaliyetlerini yürüttüğü sırada Hindu egemenliği altındaki Müslümanlar da Muhammed Ali Cinnah liderliğinde Hintlilerden ayrılarak ayrı bir devlet kurma isteklerini dile getirdiler. 1946 yılına gelindiğinde ise Hint Yarımadasında Hindistan ve Pakistan adında iki bağımsız “dominyon” (İngiliz milletler topluluğuna üye olan bağımsız ülke) kurulması kararlaştırıldı. 1947 yılında İngiltere’nin Hindistan’dan çekilmesiyle Hindistan bağımsızlığını kazanırken aynı yıl Müslümanların çoğunlukta olduğu bölgede Pakistan kuruldu.

XX. yy. Başlarında Dünya özet ders notları

Yumuşama Döneminde Dünya özet ders notları 1

Yumuşama Döneminde Dünya özet ders notları 2

Facebook İle Yorum Yap!
Konu Hakkında Düşünceleriniz .. (Facebook üyeliğinizi kullanmadan aşağıdaki alandan yorum yapabilirsiniz!)
Son Yorumlar
  1. Sedeff
  2. hatice
  3. naz
  4. Anonim
  5. manyetiq
  6. guzel olmus
  7. beyza
  8. nurdan
  9. Anonim

Yorum Yazarken Türkçe Kurallarına Uyarak Yazınız Lütfen!

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Benzer Yazılar ...
Yazı Detayı ..