Edebiyat Arşiv

İslami Dönem Türk Destanları

İSLAMÎ DÖNEM TÜRK DESTANLARI 1. Satuk Buğra Han Destanı: Bu destan Kaşgar ve Balasagun şehirleri çevresinde ilk Müslüman Türk devletini kuran Satuk Buğra Han ve onun İslamiyet için yaptığı savaşları konu edinir. Günümüze ulaşan iki nüshası çok yakın zamanlarda kopya edilmiştir. Kısaca olay örgüsü şöyledir: Satuk Buğra Han Hz. Peygamber (s.a.v)’in Miraç gecesinde peygamberler arasında

Hoca Dehhâni Hayatı ve Eserleri – Gazel İncelemesi

HOCA DEHHÂNÎ   Anadolu’da din dışı (profan) mahiyette gelişen divan şiirinin ilk büyük şairi olarak kabul edilen Hoca Dehhânî’nin doğum tarihi bilinmemektedir. Tezkîrelerde de adı geçmeyen şairin 13. yüzyılda yaşadığı, Horasan’dan gelip Konya’ya yerleştiği eserinden anlaşılmaktadır. Bugün için elimizde ancak 7 manzumesi bulunmaktadır. Bu manzumelerden biri kaside altısı gazel formundadır. Dehhân nakkaş anlamına geldiğine göre

Eski Türk Edebiyatında Mazmun Kavramı

Mazmûn Mazmûn ‘mana, anlam, kavram’ demektir. Edebiyatta, bazı özel kavram ve düşüncelerin ifadesinde kullanılan klişeleşmiş söz ve anlatımlara denir. Kısaca bir şeyi, özelliklerini çağrıştırarak kelime grupları içinde gizlemektir. Divan edebiyatı bir mazmûnlar edebiyatıdır. İslâm edebiyatlarının ortak malı olan mazmunlar divan şiirine Fars edebiyatından girmiştir. Ancak İslâmlıktan önceki edebiyatımızda ve eski halk şiirlerimizde de zaman zaman

Gülşehri Hayatı ve Eserleri

GÜLŞEHRÎ 14. yüzyıl şairlerinden olan Gülşehrî, hakkında kaynaklarda çok az bilgi bulunan bir kimsedir. Onunla ilgili bilgilerimiz eserlerinden ve kendisinden sonra gelen şairlerin onun hakkında söylediklerinden ibarettir. Bu bilgilere göre Gülşehrî, Sultan Veled tarafından Mevleviliği yayması için Kırşehir’e gönderilmiş bir mutasavvıftır. Asıl adının Ahmet veya Süleyman olduğu düşünülmektedir. Gülşehrî mahlası ise şairin Kırşehir ile olan

Divânu Lugati’t-Türk

Divânu Lugati’t-Türk: Karahanlı devri Türk edebiyatının ilk örneklerindendir. Aynı zamanda Türk dilinin bilinen ilk numunesi ve ilk sözlüğü olma özelliğini taşır. Kaşgarlı Mahmut tarafından 1072 yılında yazılmaya başlayıp 1077 tarihinde tamamlanmıştır. Eser Abbasi halifesinin oğlu Ebu’l Kasım Abdullah’a Bağdat’ta sunulmuştur. Lügatin elimizdeki yegâne nüshası 1266 tarihinde istinsah edilmiştir. Ali Emiri tarafından bulunan eser Türk dilinin

Fesahat ve Belagat Nedir?

FESÂHAT VE DİĞER KAVRAMLAR Fesâhat: Bir sözün lafz, mana ve ahenk itibariyle kusursuz olmasına verilen addır. Bir sözün güzel olabilmesinin ilk şartıdır. Belagat: Fâsih cümlenin yerinde ve zamanında kullanılmasıdır. Beliğ: Fâsih bir cümleyi yerinde ve zamanında kullanan kişi Beliğ Söz: Belagat içeren sözdür. İki Tür Fesâhatten Söz Edilebilir: 1. Kelimenin Fesâhati: a) Söyleyiş zorluğu olmayacak