Türk Dilinde Kaç Lehçe Vardır? Türk Lehçeleri ve Özellikleri

Türk Dilinde Kaç Lehçe Vardır? Türk Lehçeleri ve Özellikleri

sayısız göçlerle Asya ve Avrupa’nın birçok bölgesine yayılan Türk boylarının söyleyişleri arasındaki ayrılık gittikçe ilerlemiş ve Türk dili bir çok lehçeye bölünmüştür. islamiyeti kabulden önceki verdikleri eserlere göre Türk lehçeleri ikiye ayrılır: Kuzey lehçesi ve Güney lehçesi.

Kuzey lehçesine Göktürkçe denir. Orhun yazıtları bu lehçeyle yazılmıştır. Güney lehçesine Uygur lehçesi denir. Divan-ı Lugat-it Türk’teki şiirlerin, atasözlerinin çoğu bu lehçeyle yazılmıştır.

İslamiyetten sonra bu lehçelerin adı değişmiştir. Göktürkçe’ye Oğuzca, Uygurcaya Hakaniye türkçesi denilmiştir. 9. yy.da kurulan ilk Müslüman Türk devletlerinden biri olan Karahanlılar çağında İslam uygarlığı etkisi altında yazılan ilk eser olan Kutadgu Bilig Hakaniye Türkçesiyle yazılmıştır.


-Çağatay-Hakaniye Lehçesi:
Cengiz’in akınları birçok Moğol ve Türk boyunu yerinden oynatmış, birbirine karıştırmıştır. Orta Asya bir süre Cengiz’in oğullarından Çağatay Han’ın egemenliğine geçmişti. Çağatay’ın egemen olduğu Maveraünnehir, Harzem, Altınordu gibi bölgelerde dilce çok az değişiklik olmuştu. Bu lehçe 14. yy. başlarında edebiyat eserleri vermeye başladı. Çağatay edebiyatının en parlak çağı 15. yy.dır. Ali Şir Nevai bu çağda yetişmiştir.

-Azeri Lehçesi: batıya geçen oğuzlar Kafkasya’da, İran’ın batısında ve Anadolu’da yerleşmişlerdir. 14.-15. yy.lardan itibaren Oğuz Türkçesi’nin bu bölgelerde Fars Şivesi’nin etkisi altında kalarak Azeri lehçesivadını aldığı görülür. Şah İsmail ve Fuzuli 16. yy.da bu lehçeyle eserler vermiştir.

Kanuni Sultan Süleyman Bağdat ve çevresini Osmanlı topraklarına kattıktan sonra Azeri Türkçesi, Anadolu Türkçesinin etkisi altına girmiştir.

-Anadolu Lehçesi: 14. yy.dan itibaren Anadolu’ya yerleşen Oğuzlar gerek Selçuklu, gerek Osmanlı Türkleri çağında zengin bir bilim ve edebiyat meydana getirmişlerdi. anadolu lehçesinin yayıldığı yerlerde (Anadolu ve Rumeli) Türk dünyasının diğer bölgelerinde olduğu gibi yaşayışları, düşünüşleri ve zevkleri birbirinden çok ayrı bir takım zümreler belirdi. aydınların bir bölümü saray çevrelerinde, bazı aydınlarla halkın bir bölümü de tekkelerde toplanmıştı. geri kalan büyük kitle ise islam uygarlığı içinde eski yaşayışını az çok muhafaza ediyordu. aralarındaki ilişki azalmış bulunan bu üç zümrenin birer edebiyatı olması da doğaldır. işte bu edebiyatlar Divan, Tekke-Tasavvuf ve Halk Edebiyatları’dır.

Facebook İle Yorum Yap!
Konu Hakkında Düşünceleriniz .. (Facebook üyeliğinizi kullanmadan aşağıdaki alandan yorum yapabilirsiniz!)

Yorum Yazarken Türkçe Kurallarına Uyarak Yazınız Lütfen!

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Benzer Yazılar ...
Yazı Detayı ..